Bir sunucu ne kadar iyi korunursa korunsun — güncel yazılım, güçlü firewall, sıkı erişim kontrolü — hiçbir sistem veri kaybı riskine karşı %100 garanti veremez. Donanım arızası, insan hatası (yanlışlıkla silinen bir tablo), fidye yazılımı saldırısı ya da basit bir yazılım hatası, dakikalar içinde yılların verisini yok edebilir. Bu yüzden yedekleme, "olursa iyi olur" değil, her ciddi altyapının zorunlu bir parçası olmalı. Nitekim birçok işletme için asıl felaket, veri kaybının kendisinden çok, geri dönecek güvenilir bir yedeğin olmamasıdır.
Elle yapılan yedekleme er ya da geç aksar — birisi unutur, tatile çıkar ya da yoğunluktan erteler. Bu yüzden yedekleme sürecinin tamamen otomatik, belirli bir takvime bağlı (günlük, saatlik, hatta işlem hacmi yüksek sistemlerde daha sık) ve insan müdahalesi gerektirmeden çalışması gerekir. Otomatik yedekleme aynı zamanda yedeklemenin başarılı olup olmadığını doğrulayan bir bildirim/izleme mekanizmasıyla desteklenmeli — sessizce başarısız olan bir yedekleme, hiç yedekleme yapılmamasından bile daha tehlikelidir çünkü yanlış bir güvenlik hissi verir. İdeal bir kurulumda, yedekleme başarısız olduğunda ilgili ekibe anında bir uyarı (e-posta, mesaj) gitmeli ki sorun aynı gün içinde fark edilip çözülebilsin.
Yedekleme dünyasında yaygın kabul gören altın standart, 3-2-1 kuralıdır:
Bir yedekleme sisteminin gerçekten işe yarayıp yaramadığını anlamanın tek yolu, onu düzenli aralıklarla gerçekten geri yüklemeyi denemektir. Birçok işletme, ihtiyaç anına kadar yedeklerinin bozuk, eksik ya da uyumsuz formatta olduğunu fark etmez — ve bu genelde en kötü zamanda, gerçek bir veri kaybı yaşandığında ortaya çıkar. Periyodik olarak (örn. üç ayda bir) bir yedeği izole bir ortamda geri yükleyip doğrulamak, bu riski büyük ölçüde ortadan kaldırır.
Yedekleme, felaket kurtarma planının yalnızca bir parçasıdır. Tam bir felaket kurtarma planı iki temel metrik etrafında kurulur:
Bu iki metriği işletmenizin gerçek toleransına göre önceden belirlemek, bir kriz anında panikle karar almak yerine önceden hazırlanmış bir plan uygulamanızı sağlar.
Son yıllarda artan fidye yazılımı saldırılarında, saldırganlar genellikle önce yedekleme sistemlerini hedef alır — çünkü yedekler bozulursa kurbanın fidye ödemekten başka çaresi kalmaz. Bu riske karşı, en az bir yedek kopyasının immutable (bir kez yazıldıktan sonra belirli bir süre değiştirilemeyen/silinemeyen) olarak saklanması, bu tür saldırılara karşı kritik bir güvence sağlar.
DerenTech olarak yönettiğimiz tüm sunucularda otomatik, off-site ve düzenli olarak test edilen yedekleme süreçlerini standart olarak uyguluyor, müşterilerimize özel RPO/RTO hedeflerine göre felaket kurtarma planları oluşturuyoruz.
Yedekleme yatırımı, çoğu zaman "hiç ihtiyaç duyulmadığında boşa harcanan bir maliyet" gibi görünür — ta ki gerçekten ihtiyaç duyulana kadar. O anda, düzenli ve test edilmiş bir yedekleme stratejisi ile hiçbir hazırlığı olmayan bir sistem arasındaki fark, işletmenin devamlılığını belirleyen en kritik unsur haline gelir. Yedekleme stratejinizi gözden geçirmemizi veya sıfırdan kurmamızı isterseniz bize ulaşın.